Yetişkinler hangi konularda başvuruyor?
Yetişkinlikte zorluklar çoğu zaman birkaç alanın kesiştiği yerde ortaya çıkar: İşte artan sorumluluklar, ilişkilerde biriken kırgınlıklar, yaşlanan anne babaya bakım, çocuk yetiştirmenin getirdiği yorgunluk ya da hayatın ortasında sorulan "ben ne istiyorum" sorusu. Başvuruların büyük kısmı sürekli gerginlik ve endişe, keyifsizlik ve isteksizlik, uyku sorunları, öz güven eksikliği, kayıp ve yas, geçmişte yaşanmış sarsıcı olayların etkileri ve ilişki sorunlarıyla ilgilidir.
Bir sorunun terapiye "değer" olması için çok ağır olması gerekmez. Bir konunun haftalardır aklınızı meşgul etmesi, uykunuzu ya da ilişkilerinizi etkilemeye başlaması, destek almak için yeterli bir işarettir.
Dört seans türü, dört farklı başlangıç noktası
- Bireysel terapi: Konunun henüz net olmadığı, birden fazla alanın birbirine karıştığı ya da kişinin kendini daha iyi tanımak istediği durumlar için geniş bir başlangıç noktası.
- EMDR terapisi: Bir kaza, kayıp, saldırı ya da çocuklukta yaşanan sarsıcı bir deneyimin bugün hâlâ canlı bir şekilde rahatsız ettiği durumlar için.
- Bilişsel davranışçı terapi: Panik atak, sosyal kaygı, takıntılar ya da uykusuzluk gibi belirli ve tanımlanabilir bir yakınma üzerinde çalışmak isteyenler için.
- Çift terapisi: Sorunun kişiler arasında, ilişkinin işleyişinde yaşandığı durumlar için; iki partnerin birlikte katıldığı görüşmeler.

Hangi seans bana uygun?
Seçimi kolaylaştırmak için kendinize üç soru sorabilirsiniz. Birincisi: Beni zorlayan şey belirli bir olaya mı bağlı? Öyleyse EMDR iyi bir seçenek olabilir. İkincisi: Belirli bir durumda ortaya çıkan ve adını koyabildiğim bir yakınmam mı var? Öyleyse BDT'nin yapılandırılmış yolu uygun olabilir. Üçüncüsü: Sorun en çok bir ilişkide mi kendini gösteriyor? Öyleyse çift terapisi düşünülebilir. Bu soruların hiçbirine net bir cevap veremiyorsanız, bireysel terapiyle başlamak en doğal yoldur.
Bu kararı tek başınıza vermek zorunda değilsiniz. İlk görüşmede psikolog yakınmalarınızı dinledikten sonra hangi yöntemin neden uygun olduğunu size açıklar. Gerekirse çalışma sırasında yöntem değiştirilebilir ya da birden fazla yöntem bir arada kullanılabilir.
İlk görüşmeden önce
İlk görüşme, sizinle psikoloğun birbirini tanıdığı bir değerlendirme görüşmesidir. Bu görüşmede başvuru nedeninizi, yakınmalarınızın geçmişini ve terapiden beklentilerinizi konuşursunuz. Kullandığınız ilaçları, varsa önceki terapi deneyimlerinizi ve sağlık sorunlarınızı paylaşmanız, doğru bir plan yapılmasına yardım eder. Görüşmenin sonunda psikolog size bir yol haritası önerir ve sorularınızı yanıtlar.
Seans sıklığı ve süresi
Yetişkin seansları genellikle haftada bir yapılır ve 45–50 dakika sürer. Çift seansları biraz daha uzun olabilir. Başlangıç döneminde haftalık görüşmeler, terapinin ritmini kurmak için önemlidir. Hedeflere yaklaşıldıkça seanslar iki haftada bire ve sonra ayda bire indirilir. Toplam süre konuya göre değişir; belirli bir yakınmaya odaklanan çalışmalar birkaç ayda tamamlanabilirken, daha köklü konular daha uzun zaman alabilir.
Psikolog mu, psikiyatrist mi?
Psikolog, konuşmaya dayalı terapi yöntemleriyle çalışır ve ilaç yazmaz. Psikiyatrist ise tıp eğitimi almış bir hekimdir; tanı koyar ve gerekirse ilaç tedavisi başlatır. Pek çok yakınmada psikoterapi tek başına yeterlidir. Ancak belirtiler çok ağırsa, örneğin uzun süredir uyuyamıyor, işe gidemiyor ya da kendinize zarar vermeyi düşünüyorsanız, terapiye ek olarak bir psikiyatri muayenesi önerilir. İki uzmanın birlikte çalışması bu durumlarda iyileşmeyi hızlandırır.
Gizlilik
Seanslarda paylaştıklarınız gizlidir. İşvereniniz, aileniz ya da başka bir kurum, sizin yazılı izniniz olmadan bilgilendirilmez. Can güvenliğinin söz konusu olduğu durumlar bu kuralın tek istisnasıdır ve bu durum da önce sizinle konuşulur.
Terapiyi iş ve aile hayatıyla dengelemek
Haftalık bir görüşme saati ayırmak yoğun bir programda zor görünebilir. Seans saatini iş çıkışına ya da haftanın daha sakin bir gününe yerleştirmek, görüşmelerin aksamadan sürmesini sağlar. Seanslardan hemen sonra yoğun bir toplantıya ya da sorumluluğa geçmemek, konuşulanları sindirmenize olanak tanır. Terapinin ilk haftalarında yorgun ya da duygusal hissetmek olağandır; bu genellikle sürecin işlemeye başladığının bir işaretidir.
Terapiden en çok nasıl yararlanılır?
Seanslara aklınızdakileri süzmeden getirmek, terapinin hızını belirgin biçimde artırır. Utandığınız ya da önemsiz bulduğunuz bir ayrıntı, çoğu zaman konunun anahtarı olabilir. Psikoloğunuzun söylediği bir şey size yanlış geldiğinde bunu dile getirmek de sürecin bir parçasıdır; terapide anlaşmazlık konuşulabilir bir konudur. Seans sonrasında akla gelenleri kısa notlarla kaydetmek ve haftalık denemeleri aksatmamak, iki görüşme arasındaki boşluğu doldurur. Son olarak, iyileşmenin düz bir çizgi izlemediğini bilmek önemlidir: İyi giden haftaların ardından zor bir hafta gelmesi, geriye gidildiği anlamına gelmez.
Sık sorulan sorular
Hangi seansı seçeceğimi bilmiyorum, ne yapmalıyım?
Randevu formunda "Emin değilim" seçeneğini işaretleyin. İlk görüşmede size uygun yöntemi birlikte belirleriz.
Terapi sırasında ilaç kullanabilir miyim?
Evet. Psikiyatristinizin önerdiği ilaçlar terapiyle birlikte kullanılabilir; tedavinin uyum içinde yürümesi için iki uzmanın bilgilendirilmesi önerilir.
Bir seansı kaçırırsam ne olur?
Mümkünse en az bir gün önce haber vermeniz istenir; böylece yeni bir saat birlikte planlanır.
Eşim ve ben ayrı ayrı bireysel terapi alabilir miyiz?
Alabilirsiniz; ancak bireysel çalışmaların farklı psikologlarla yürütülmesi, her birinizin kendini daha özgür hissetmesini sağlar.










